Anasayfa / BELEDİYE MALİ DANIŞMANLIK HİZMETİMİZ / BELEDİYELERDE BASKI GRUPLARININ KARIŞTIĞI BİR SİYASAL YOZLAŞMA /YOLSUZLUK ÖRNEĞİ: RANT KOLLAMA

BELEDİYELERDE BASKI GRUPLARININ KARIŞTIĞI BİR SİYASAL YOZLAŞMA /YOLSUZLUK ÖRNEĞİ: RANT KOLLAMA

BELEDİYELERDE BASKI GRUPLARININ KARIŞTIĞI BİR SİYASAL YOZLAŞMA /YOLSUZLUK ÖRNEĞİ: RANT KOLLAMA

RANT KOLLAMA faaliyetlerin bir çoğu Türk Ceza kanununda veya ceza hükmü içeren diğer kanunlarda suç olarak tanımlanmayan, ancak bazı unsurlarının mevcudiyeti halinde devlet memurları açısından görevi ihmal ya da görevi suiistimal suçlarının kapsamında düşünülebilecek yolsuzluk eylemleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Rant kollama, çıkar veya baskı grupların, devlet tarafından suni olarak yaratılmış bir ekonomik transferi elde etmek için giriştikleri faaliyetlerdir. Burada önemli olan husus, “gerçek rant” ile “suni rant”ı birbirinden ayırmaktır.

GERÇEK RANT, ekonomideki arz ve talep arasındaki ilişkilere göre ortaya çıkmakta ve bu kavram daha ziyade toprağın, belirli bir süre sonra sahibine çalışmadan bir gelir getirmesi anlamına gelmektedir.

SUNİ RANT ise, bizzat devlet tarafından, bazı ekonomik faaliyetler üzerine sınırlamalar konulması ve/veya ekonomik faaliyetlerin bizzat devlet tarafından düzenlenmesi suretiyle ortaya çıkmaktadır. İşte Rant Kollama, çıkar ve baskı gruplarının devlet tarafından yaratılan bir “suni rant”ı elde etmek için mevcut kıt kaynaklarını sarf etmelerini ifade etmektedir.

Tanımı biraz daha açacak olursak; rant kollama kavramını, devletten bir ekonomik veya sosyal transfer elde etmek amacıyla çıkar ve baskı gruplarının girişmiş oldukları faaliyetler ve bu amaçla yapmış oldukları harcamalar şeklinde tanımlayabiliriz.

1- Monopol Kollama:

Devlet tarafından imtiyaz hakkı verilen bir monopolün elde edilmesi için çıkar ve baskı gruplarının girişmiş oldukları lobicilik faaliyetleri ve bu amaçla yapmış oldukları harcamalar Monopol Kollama olarak adlandırılır. Tekel kollama davranışları daha çok yeni icatların olduğu sektörlerde görülmektedir. Bu sektörler icat ettikleri ve üretim esnasında gerçekleştirdikleri teni yöntemlerin, uzun süre potansiyel üreticilerin eline geçmemesi için yasal birtakım kurallar oluşturmaya çalışırlar.

2- Tarife Kollama:

Çıkar ve baskı gruplarının yurt içi piyasada kârlarını maksimum düzeye çıkarmak için belirli mal ve hizmetlerin ithalinde tarife (ithalat vergisi) uygulanması veya ithalatın yasaklanması için girişmiş oldukları lobicilik faaliyetleri ve bu amaçla yapmış oldukları harcamalara Tarife Kollama adı verilmektedir. Tarife kollama lobileri, dış ticarette uygulanan tarife oranlarının istekleri doğrultusunda değiştirilmesi sonucunda gelirlerini maksimum seviyeye çıkarmayı amaç edinmektedirler.

Ülkemiz ekonomisini yakından takip edenlerin bileceği üzere, Dış Ticarette ki  gümrük tarifeleri üzerinde kişiye ve olaylara özel değişiklerle bir takım çıkar çevrelerine büyük menfaatler sağlanmasına ilişkin olaylara sıkça rastlanılmıştır.

3- Lisans Kollama:

 İthalatta tahsisli kotalardan lisans belgesi almak için yapılan lobicilik faaliyetlerine Lisans Kollama adı verilmektedir. Burada ithalatta izin belgesi (lisans) almak suretiyle elde edilecek rantlar söz konusudur. Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu lisans dağıtım işi kamu kuruluşları kanalıyla yapılmakta olduğundan, iktidar gücünü elinde bulunduranlar bu olaydan maksimum derecede yararlanmış olup,bu iş karşılığı çok sayıda yolsuzluk yaşanmıştır.

4- Kota Kollama:

İthalatın kota veya kontenjan sistemine tabi olması durumunda bazı kişi ve kurumların veya daha doğru bir ifadeyle çıkar ve baskı gruplarının global kota ve tahsisli kotaların artırılması girişimlerine ve bu amaçla yapmış oldukları harcamalara Kota Kollama veya Kontenjan Kollama adı verilmektedir.

 Burada bir taraf ithalata konu mal ve hizmetler üzerindeki miktar kısıtlamalarının kaldırılması ve/veya kapsamının daraltılması için mücadele verirken, diğer bir kısım yurt içi piyasadaki kârlarını maksimize etmek için miktar kısıtlamalarının kapsamının genişletilmesine çalışmaktadır.

Kota uygulamasında kollananlar genellikle yabancı üreticilerdir. Yabancı mal ithal eden aracı firmalarda aynı şekilde, ellerindeki az sayıda malı yut içinde istedikleri fiyattan satarlar. Böylece karlar yüksek tutulduğu için yapılan lobi çalışmaları, yabancı üreticilerin daha çok kazanması sonucunu doğuracaktır. Ayrıca bu kotaların dağıtımında kamu görevlileri ile siyasi otoritenin çok sayıda yolsuzluğa bulaştığı görülmektedir.

5- Sosyal Yardım Kollama (Alturizm Kollama):

Ekonomide kişi ve kurumların lobicilik yaparak devletten sosyal gayeli mali yardım (örneğin işsizlik yardımı, fakirlik yardımı,vb.) elde etme faaliyetlerine “Sosyal Yardım Kollama” veya “Alturizm Kollama” adı verilmektedir. Ülkemiz uygulamalarında Fakir Fukara Fonu(Fak-Fuk-Fon) ile kimsesiz ve muhtaç durumda olan yaşlılara bağlanan aylıklarda yapılan kayırmacılıkların yan ısıra, son yıllarda ki sağlık sistemindeki yeşil kart uygulamaları Sosyal Yardım Kollamaya en iyi örneklerdir.

6- Teşvik Kollama (Sübvansiyon Kollama):

Çıkar ve baskı gruplarının devletten iktisadi gayeli mali yardımlar (faizsiz veya düşük faizli krediler, tarımsal ürünler için destekleme alımları, vergi istisna ve muafiyetleri vb.) elde etmek için girişmiş oldukları faaliyetler Teşvik veya Sübvansiyon Kollama olarak adlandırılmaktadır. Teşvik kollama faaliyetlerin de genellikle üç taraf vardır.

Konu çok teknik boyutlar içerdiği için bir tarafta olayın teknik ve yasal alt yapısını iyi bilen aracılar, diğer tarafta ise devlet  ve teşviklerden yararlanmak isteyen kişi yada gruplar bulunmaktadır.

Ülkemizde de olduğu gibi teşviki genellikle merkezi otoriteler dağıtmaktadır. Doğrudan siyasi otoriteye bağlı bu kurumlarda teşvik dağıtımı sırasında yolsuzluklar ortaya çıkmaktadır.

Genellikle teşvik almak isteyenler bundan kaynaklanacak olan rantın büyük kısmını aracılara yada teşvikleri dağıtanlara vermektedirler.

Hükümetler teşvikleri farklı amaçlarla devreye sokmak istemektedirler. Bazen bölgeler arsındaki kalkınmışlık dengesizliklerini gidermek için geri kalmış bölgelere yatırım yapılması için teşvik verilmektedir.

Ülkemiz uygulamasında öncelikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerimizin kalkınmasını temin amaçlı çıkarılan “Kalkınmada Öncelikli Yöre “ uygulaması ile bu bölgeler yapılan yatırımların birtakım vergi muafiyet ve istisnalarının yan ısıra yapılan yatırımların belirli fonlar kanalıyla finansmanının sağlandığı da görülmüştür.

Bunun yanı sıra birtakım malların üretilmesi ve bazı sektörlerin desteklenmesine yönelik teşvik uygulamaları da yapılmaktadır. Ülkemizde Turizm ve sanayi Sektörü ile Enerji Sektörlerinde bu türden teşvik uygulamaları çok sayıda yapılmıştır. Daha sonraları ise KOBİ yatırımlarını teşvik uygulamalarına geçilmiştir.

Başlangıçta iyi niyetle yapılan teşvik uygulamalarının her türün de çeşitli yolsuzluklar yaşanmıştır. Bunlar teşvikin dağıtımında yaşandığı gibi alınan teşviklerin amaçları dışında kullanılması suretiyle de yaşanmıştır.

Erzurum Milletvekili İsmail KÖSE’nin bir araştırmada kullanmak amacıyla verdiği yazılı soru önergesine ilgili bakan Kemal DERVİŞ tarafından verilen cevaba göre ülkemizde 1980-2001 yılları arasında verilen yatırım teşvik belgesi sayısı 59.646 olarak ortaya çıkmıştır. Bunlara konu sabit yatırım tutarı ise, 42.734.366.464.000.000. tl olarak yani yaklaşık 43 katrilyon lira olarak ortaya çıkmıştır.

Bu yatırım teşvik belgeleri tarım, madencilik, imalat, enerji, Hizmet sektörü gibi alanlar için verilmiştir. Ayrıca bu dönemde verilen Kaynak Kullanma Destekleme Pirimi(KKDP) ve Kaynak Kullanma Destekleme Fonu(KKDF) uygulamasından yararlanmak için verilen belge sayısı da 13.184 olarak belirtilmiştir. KOBİ Yatırımlarına verilen teşvik belgesi sayısı ise 5.891 olarak belirtilmektedir.

KAYNAK
Abdullah ÇAVUŞ/ Hile ve Suistimal Denetim Uzmanı

Hakkında admin

Check Also

BAĞIMSIZ DENETİM HİZMETİ

Share Tweet Share Pin Email 1- BAĞIMSIZ DENETİM NEDİR? 660 sayılı KHK ile bu kararnameye istinaden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir